yabani bir utancın pusuya düşürdüğü kavgalı uykular
kelime toprağı avuçlayıp kendi suratına sürüyor
sağlam bir tecrübe kazanıyor aramızdaki infilak
karanlıkla kuruluyorsun saçlarını
sınırında paramparça havaya uçmuşum
affet
terin halinden tedirgin bir sağanak
ve gözlerine bakarken haykırarak aşağılıyorum bütün fısıltıları
sakinim, aramızda kalsın rengi atmış kahpelikler
ve bazı şarkılar bataklık gibi kokar
ve bazı şarkılar ise ecza dolabında saklanmalı
aklımı sonbaharla uslandır
sana yakışan maharetli bir anı olarak kalmaktı
ne acı, tamamen öyle yaptın
etimden siliniyor artık aşkın akılla rekabeti
işin kötüsü hangisi kazanacak umurumda da değil
umurumda değil eşyaların eşkıyalıkları yokluğunda
umurumda değil kim anlatırsa yaşam ile ölüm arasındaki itibarı
alışmaktır benim tek intizarım
uzanıyor yanıma yakışıklı ve bol kayalıklı bir uçurum
dört dönüyor huzur sırtında dörtbintane sabıkalı hançerle
şu koskocaman dediğimiz gökyüzü
sadece ve sadece serçelerin imtihanı
gerçek bu, karışmayalım
alışmaktır benim tek kıskançlığım
zehirli bir cemre düştü virane ısrarlarına hayallerin
ve çok ağladım
çok ağladım
çok ağladım
çok
diye bir şair ağladı
aykut akgül