.
Yolda Projesi’nin hikayesi burada başlar, Academic’N Roll’un sesiyle yankılanır, Bilgi ve özgürlük mücadelesi adına, Entelektüel serserilik bir manifestoyla taçlanır. Komünlerin toprağında filizlenen …
Zihnimi tanıdım tanıyalı sürekli olarak yolculuk yaparken buldum kendimi. Öyle ki ortalama bir ömür sürmüş ve yaşadığı coğrafyanın kaderini üzerinde bir keder …
“Yazmalıyım.” diyordum kendi kendime. “Ne olursa olsun, yazmalıyım. Yazmazsam eğer; dilimin ucuna dahi getiremediğim bu düşünce ordusu, uzun süreli uykusundan uyanmış, kızgın …
Ben meselemi hiçe bıraktım.Oh! Oh!Artık bu dünyada tamamiyle rahatım.Oh! Oh!Kim isterse birlik olmak benimle,Katılsın şarkıma, tokuştursun kadehimle,Varalım şarap fıçısının dibine! Vaktiyle meselemi …
her gün yaşanacak yeni bir hikayenin olması beni bu uykudan kaldıran temiz bir çift çorap, taze tütünle sigara, her zamanki pantolon ve …
while we way down to the citythere were bergamot treeswhich is excludable for hillbilly farmersnever vended before them in the lycian soilsdiasporal …
Bir hayalet topluluğunun vals gösterisinde,En çirkin yüzün karşısında dönüyor düzensizlik.Gizli bir esrar perdesi var çehrelerinde -veTüm ihtişamlı burjuva fısıldaşmaları kulakta,Ayrı bir dansın …
ULUS BAKER De te fabula narratur, senin hikâyeni anlatıyorlar. Bir köylü kulübesinde bir saraydakinden farklı düşünülür Din… ruhsuz bir dünyanın ruhu… Marx’ın …
Özlemle açtım gözlerimi. Uykuyla uyanıklığın arasında tanımsızdım. Özlediğim bir hissi kucaklamak içindi yalnızca, uyanmak. İnsanın içinde bulunan serzenişlerden biriydi. Çekip gitme isteğiydi …
Adorno’nun 6 Ağustos 1969’da kalp krizi geçirerek ölmesinin ardından Herbert Marcuse’nin Frankfurt radyosuna, Michaela Seiffe’ye verdiği röportaj… Adorno’yu ölüm yıl dönümünde anmak …
Tarih, çoğu zaman bize bir çizgi gibi sunulur: geçmişten bugüne, bugünden geleceğe uzanan düz bir hat. Bu çizgide ilerleme, gelişme ve medeniyetin yükselişi anlatılır. Ancak Walter Benjamin, bu çizgisel tarih anlayışına karşı çıkar. Ona göre tarih, egemenlerin yazdığı bir zafer hikâyesi değil; bastırılmışların, unutulmuşların ve kaybedenlerin sesini duyurması gereken bir alandır. Benjamin’in tarih anlayışı, özellikle “kaplan sıçrayışı” metaforuyla, bu çizgisel ilerleme fikrini radikal biçimde sorgular.