üstünkörü bir kıtlık

-sanırım gitmem gerekiyor, öfkeli ve acelecisin, ama ben kesinlikle öyle değilim, kalbini kırıp kırmadığımı bile anlayamıyorum kavgalarından, neyi anlatayım ya da neyi susmam gerek anlayamıyorum, biz ayrıldık galiba, ayrılık derken yani iki birer başka insan olmayı tercih ettik birbirimize karşı, mantık, aşk, sadakat, tahammül, bunların hepsi çekildi aramızdan gibi görüyorum ve sende takdir edersin ki bunlar iki sonsuza dek birlikte olmak isteyen insanların arasından çekildiği zaman geriye pek bir şey kalmıyor, daha ötesi şunu anladım aslında, yanındaki insanın aptallığına, yetersizliğine falan sahip çıkmak bence çok önemli, sen benim hiçbir aptallığımı çekici bulmadın biliyor musun, hiçbir densizliğimi daha güzel bir yere taşımak için saçmalamadın, sen bir kere bana sahip çıkmadın, elbette buna ihtiyacım yoktu fakat ben aptal ve yetersiz bir adamım çok iyi biliyorsun, her seferinde yalnızdım, daha üzücü olanı ise sana rağmen yalnızdım, ne diyorum biliyor musun, artık seni görmek istemiyorum, sevişmek, koklamak ve merak etmek istemiyorum, artık senin benim gibi insanlarla olmaman gerektiğini düşünüyorum ve ayrılıyorum, her şey bitti, kimse üzülmesin, yalnızca seni istemiyorum.

-insan gelmeden önce bir önce arar, haber verir, böyle çat kapı bir anda geliyorsun dostum, biraz anlayışlı ol, müsait olmayabilirdim, senin keder anlayışın bana uymuyor artık, bazı şeyler asla ve asla kafandaki gibi olmayacak ve olmadı da zaten, hayret ettiğim şeyse şu lanet olası drama, sende bitmek tükenmek bilmeyen bir trajedi var, şimdi gecenin bu saatinde evime geldin karşıma oturdun ve Allah kahretsin ki yine sarhoşsun, ben üstüne gitmesem saatlerce konuşmaz ve içmeye devam eder burada öylece sızar, sabahın en erken saatinde de siktir olur gidersin, niye sürekli kadınlar bu arada, niye yani, adını, yüzünü, işini hatta bu şehirde olduğunu bile bilmediğim kadınlar bi boklar yiyor, bir şeylere inanıyor, yeminler ediyor, kavgalar veriyor ve sonra gecenin bu saatlerinde kapıma gelip bana şu suratla bakıyorsun, hem de yıllardır, oğlum en son biz senle ne zaman insan gibi oturup muhabbet ettik hatırlıyor musun sen, özellikle ayıkken ama, ben sana söyleyeyim kardeşim, dokuz yaşında, evet evet en son biz senle iki taraflı bir şekilde dostluğun hakkını verdiğimiz dönemler henüz çocuktuk, şimdi bakıyorum, ulan bir kere ben evliyim, evli adamın kapısı bu saatlerde çalınır mı, içeride çocuklarım uyuyor, ama ben ne yapıyorum yıllar yıllardır, senin bu arabesk tabanlı, ucuz karılarla bezenmiş yüksek egolu melankolinin gönlünü hoş etmeye çalışıyorum, senden yalnızca bir şey istiyorum dostum, sadece tek bir şey, o da şu, bir daha benim kapımı çalma olur mu, ben yokum artık seninle, yoruldum buraya gelip sarhoş gecelerde üstünü örtmekten, seni duyamamaktan, haklı bulamamaktan ve hep böyle gitmesinden, lütfen bu kararıma saygı duy ve git, bir daha gelme kardeşim.

-eğer bir adım daha atarsan seni vururum, bana ne lan senden köpek, içip içip geliyorsun kapıma dayanıp yatağıma giriyorsun, ben senin şahsi orospun muyum lan, benim bi hayatım yok mu piç, hayırdır oğlum kimsin sen kaç yıldır gelip gidip sikiyorsun beni, diyorum ki hadi beraber kahvaltı yapalım yok, hadi dışarıda şöyle bi kol kola yürüyelim yok, biraz kendi dertlerimden bahsedince hemen esnemeye başlamalar falan, ulan yavşak sen var ya şu sokaktaki denk geldiğin köpekler kadar bile sevmedin lan beni, bak yaklaşma diyorum sana, gördüm pencereden nasıl sevdiğini aşağıdaki sokak köpeklerinden birini, sonra ne yaptın zilimi çaldın, baktın açmadım başka dairenin zilini çalıp girdin binaya, sonra kapıma gelip eşikte sızdın, ama sorun bende biliyorum zaten, merhamet var, duramadım her seferinde aldım seni içeri, sonra içime, ama bitti, bak yemin ederim bitti, vallahi billahi sıkarım yaklaşma, al şu amına koduğumun silahınıda siktir git kapımdan, ben seni sevmiyorum, seni istemiyorum, iğreniyorum senden, midem bulanıyor sakallarına bile bakınca, siktir git lan!

-abi çoğu zaman çok güzel konuşuyorsun, yakalıyorsun yani insanı ama sende bi hadise var, nasıl desem bir şey arıyor gibisin, ama günün belli saatlerinde ve belli sahnelerinde, o şeyi de bulamayınca bütün günü aynı dünün boktalığında geçirmeye başlıyorsun, çabalıyorsun da sanki bulmak istediğin şeyi bulduğunda da fark edemeyecek kadar hızlı kararlar veriyorsun, bir kere çok meraklısın şiddete, aman bir şeyler şiddete yönelsin senin için, ama iç dünyanın bundan haberi var mı, bence yok, çünkü sen çabalıyorsun abi, evet belki bu çaba ucuz metotlar silsilesi gibi duruyor ama inan bence öyle değil, sen herkesi önemsiyorsun abi, ne konumda olursan ol, hangi süper gücün olursa olsun, hatta ben bile bazen bu özelliğine kızıyorum kendi kendime ama, sen böylesin abi, yenilgilerinden besleniyorsun, hezimetlerin sana birer madalya gibi geliyor ve gururla takıyorsun kabaran göğsüne, fakat acı çekiyorsun abi, beklediğin, umduğun, hatta canını ortaya koyarak inandığın şey ya da şeyler maalesef senin çekim alanına giremez, yanlış anlama çok yakışıklı ve tam bir sert erkeksin ama, kimse seni taşımaz abi bu dünyada, fazla kendinsin ve kendine kalmak zorundasın gibi geliyor bana.

şu masada duran sabit mezeler aşkına
perişan özürler dileyen eski bir Tanrı
fotoğraftaki herkesin suratına tek tek eğiliyorum
ellerim dağılmışlık kokuyor
bütün aralık kapılardan nefret ediyorum ve bu üstünkörü bir kıtlık
ateşler içindeki gazete küpürleri
bir terazinin çürüdüğünü gördüm ben
patlayan silahlarla attığım kahkahalar ise cabası
küstüğüm şamatalar şahittir hala sahipsiz bir uzaklığım kendime
hepinizden fışkıran hakimiyet arzusu
beni katil olmaya ittiği için yalnızdım
yalnızca aklıma yatmadı zaaflarınız
ve zaferleriniz
hep bir yolculuk diledim daha fazla hayatta kalmak için
birileri mutlu olduğunu zannederken
ben çengelli iğnenin birini elime alıp dev gibi bir ateşin sönüşünü izledim
korkunç kamyonlar geçti göğsümden
damarlarım bile çözüldü
yeryüzünü bozdum çarşaflarca
ne kadar delikanlı olduğunu anlatan kolpalar dinledim sabahlara kadar
yıldızlarla çelişti dalgınlığım
bakışlarımı kaldırdım sayfalardan
pusular, silahlar, sokaklar ve kadınlar
insan bazen o kadar çok kötülük görüyor ki maalesef
kimden intikam alacağını karıştırıyor

-burroughs dayı şahidimdir, kerouac abimiz de abimiz, biz bu coğrafyadan onları severek ve tanıyarak geçtik, bizim ormanımızda rüzgara yalvaracak tek bir yaprak bile bulamazsınız, ama güzel yenildik, ama hala yakışıklı ve hala serseriyiz

aykut akgül

 Ve eğer düşersek bu yolda söyleyecek sözümüz olsun ve eğer kalkarsak ayağa tekrar, bunu senin sayende yaptığımı bileyim!

Copyright © 2025 – Academic’N Roll Cyber Project –  2013 –

yoldaprojesi@proton.me