Gecikme Beni Bana Yetiştirir

Çantam hafif, ceplerimde üç şey var: bilet artıklarına yapışmış bir isim, istasyon anonslarından arta kalan bir cümle, bir de kırık pusula. Haritaya bakmıyorum; rayların arasında büyüyen otların dizilişi bana yeter. Bir kahve tezgâhında, benden önceki yolcunun bıraktığı ısıyı avuçlarımla ödünç alıyorum. “Nereye?” diye soruyor satıcı. “Daha biraz buraya,” diyorum.

Trende camın çiziklerinden dışarıyı parçalara bölüyorum; her parça başka bir ihtimal. Aynı köprüyü ikinci kez geçiyoruz sanıyorum, ama bu kez suyun yüzeyinde bir cümle yüzüyor: “Gecikme, seni sana yetiştirir.” Yan koltukta uyuyan kadının omzundan düşen defterden bir kelime sızıyor: “Şimdi.” Sayfayı kapatıyorum; sızan kelime içimde büyümeye devam ediyor.

İneceğim durağı kaçırınca adımın son harfi değişiyor, sokak tabelaları yerlerini fısıltılarla takas ediyor. Kaybolmak, şehirle gizli bir anlaşma gibi: ben ona yönümü veriyorum, o bana yeni bir hatıra. Akşam, ceplerimi yokluyorum; bilet artıkları yok, pusula sustu. Ama avuçlarımda hâlâ bir ısı var. “Nereye?” diye tekrar ediyorum kendime. “Biraz daha buraya.”

 Ve eğer düşersek bu yolda söyleyecek sözümüz olsun ve eğer kalkarsak ayağa tekrar, bunu senin sayende yaptığımı bileyim!

Copyright © 2025 – Academic’N Roll Cyber Project –  2013 –

yoldaprojesi@proton.me