
Geliş Desenleri
eşsiz bir kararla doluyor gözlerimuzaktan öğle sonrası yakılan sigara kokusu geliyoryerini bulmuş bir sancı hala kurcalıyorken kalbimikollarımı rüya görmediğine inandıramıyorum . ve manzaranın tam ortasındatoprağa düşen yavru bir


eşsiz bir kararla doluyor gözlerimuzaktan öğle sonrası yakılan sigara kokusu geliyoryerini bulmuş bir sancı hala kurcalıyorken kalbimikollarımı rüya görmediğine inandıramıyorum . ve manzaranın tam ortasındatoprağa düşen yavru bir

kalbim yorgun bir batalıktırşimdi sen yorgun olmayan bataklık mı olur diyeceksindurup pencereden dışarı bakacağımdudağımın kıyısında titreyen perdesaçlarım hindistan cevizinden bir şampuaneteğini düzelteceksin arsız kadınlar gibibataklık diyeceğim sonra benkendimi

Collabo Serisi – Part.2 Merhaba Zafer bey, sizinle beş soruluk tatlı bir komboyla biraz hareketlenmek istedik ve beni kırmadınız. Soruların üzerinde istediğiniz hafiflik, ağırlık, uzun, kısalık, derinlik ve

boş yere çırpılıyor çırpınıyor kanatları toplayıp tekrar söndürmek gibi bütün izmaritleri duymuyorsun ama küsüyorlar diyorum cevabını beklediğim her gürültüye aşina anlatıldığı gibi bir uçurumla olmayacak sonun hatırlıyorum, en

Ezbere Detaylar Düz burunlu bir kadın var fotoğrafta, onun şeffaf olduğunu sanmıyorum, acı çekmek için daima birilerine muhtaç kalmış bir havası var, var gücüyle dadanmış inanmaya, başına ne

kumları dinliyorumkoşup koşup ayaklarımın dibine kadar kopup gelen suyugeç kaldıklarım karışıyor kanımaçocukluğumdan bir bilmeceyi unuttuğumun feryadı dalgınlığımve birden sırtım kamaşıyor kollarınlave bu bir sırhatırlahayır hayırgerçekten hatırla söylendiği gibi

milyarlarca surattan oluşan boşluk bütün girdaplar bir şeylere azmettirici tekmelenerek paramparça olmuş sifonlar cenneti saç tellerinden haşmetli mezarlıklar yaptık şehvet o bilindik süslü cevaplarıyla dağıttı olanca kalabalığı diş

Collabo Serisi – Part.1 Merhaba Onur Bey, beş soruyla misafirin olacağım, istediğin uzunlukta ve tarzda cevaplayabilirsin, alan senin, şiir senin, edebiyat senin. Başlıyorum; Aykut Akgül 1-) Şiirin Amerikası

benim çehrem vicdanımdır bir gün dünyanın en büyük sahnesine çıkıp arkamdaki dev gibi bir orkestrayla ulusa ağlamaktır hayalim ruhum iç organlarımı bağışlamıyor aslında korkunun tecrübeye faydası yoktur ve

Üstelik Övgüsüz Biliyor musun; bugün eski mektupları kurcaladım. Mesela her mektubu hiç kımıldamadan okudum, okudum ve bir bir masanın üstüne katlayıp koydum hepsini. Onların içinde yazan hiçbir kelimeyi,

Üstüne kusulmuş bir şehir gırtlağında kesif bir kaç travma tadı yağmurun. Elleri cepte sanki kapkara bir duvara vuruyor gibi alnını sarhoşluk aklının ayaklanmalarına intikam tavsiyeleri bırakıyor damla damla

Uykuya Daldığım Reklamlar Oradan bakınca her şey bitmemiş gibi duruyor, farkındayım, bunu bir sözcük dahi fazladan açıklamak nasıl yorucu, sanırım merhamet ve tamah, bu hikayede çok başkalaşım