
herkes tadında
Manevra alanları ve oryantal mermiler aşkına saldır, seni saklayacak ritimler bu eflatun sessizliğe eklendi, eflatun ve anlatılmaz tuhaflaşmalar, aynadaki donukluğun içindeki biriken hayvanların işareti, diş kırılması şahsi bir


Manevra alanları ve oryantal mermiler aşkına saldır, seni saklayacak ritimler bu eflatun sessizliğe eklendi, eflatun ve anlatılmaz tuhaflaşmalar, aynadaki donukluğun içindeki biriken hayvanların işareti, diş kırılması şahsi bir

Meşhur yollar akıyor ahkâmlı arazilerimden süslü bir repertuarla karşılıyorum kelebeklerin hepsini ve beni gaddar yapan adınla sanıyorum gölgemi iç organ, dar zamanlara çok cesetler sığdırılan bagajlar savruluyor mektuplarda,

gövdemin ayakkabılarıyla daldığı yanardağartık görmeden inanmak değildokundukça kaybetmek modaomzumda dün geceden kalma bir caz ağrısısakladığım benlik kimdi ve kiminçünkü aynalar bırakmak ardımdakime benzemenin aklanmış hali zaman en çok

Çok yüksek, alabildiğine sarp ve o güne değin çıkılmamış bir dağa çıkmak isteyen bir insanı varsayalım. Bu insanın duyulmamış güçlüklerden ve tehlikelerden sonra kendinden öncekilerden çok daha yükseğe

ULUS BAKER De te fabula narratur, senin hikâyeni anlatıyorlar. Bir köylü kulübesinde bir saraydakinden farklı düşünülür Din… ruhsuz bir dünyanın ruhu… Marx’ın Birinci Sözü De te fabula narratur,

biz seninle bir savaştan bahsediyoruz dünyaya birbirimize aşık olarakaklımızın almadığı silahlar parlıyor göğsümüzeruhumuz ha patladı ha patlayacak bir kompartımanistasyonlar yağmalıyoruz biz seninle korkumuzdanama korkusuzcaağzımdaki kanı yakamı yukarı çekiştirip
Not defterimin üç sayfası biraz önce yazıp üzerini karaladığım sözlerle dolu. Rüzgarda yaprakları sallanan bir palmiye ağacı düşüncelerim. Yelin kuvveti değişmese de, bedenleri kuruyup her an kırılabilecekler gibi.

Yanımdaki arkadaşın sesi aşağıdan geçen hurdacınınkini bastırıyor olacak ki daha da derinden bağırmaya başladı bizim hurdacı. Arkadaş çok sinirli. Biraz önce pilavcıda gördüğü gencin saçlarının rezaletliğinden, onun gibilerinin

İHSAN ”BABA” YÜCE.. Köyde muhtar, kimi zaman ağa, şehirde işçi, bazenesnaf, belki emekli aile babası, nadiren fabrikatör,ara sıra balıkçı, tatlıcı, pilavcı: “İhsan Yüce’’Yeşilçam’a girdiğinden beri emek harcamadığı proje

Lise yıllarımdan bu yana ailem dışında tutkuyla bağlı olduğum 2 şey var;Biri Rock’n Roll,Diğeri ise Fenerbahçe.2004 yılında, erken atıldığım iş hayatında kazandığım bütün parayı bu iki şeye harcadım.

Kelimeler uğruyor zihnime. Altından oyukların açıldığı, saçak saçak büyüyen, derinleşen kelime. “Liyakat”. Öyle dadanmış ki şuuruma bu kelam, merdivenleri inerken, şifreleri tuşlarken, erimiş şekeri üçerli hamlelerle karıştırırken

Endişeli ve geometrik avuçların galası var morgda aydınlatmayan ışık korkunun soyağacıdır ve krizleri palavra duaların menfaati şu ham kımıltılarla sızlanmanın müzikal trajedisi sayılan ve yaşamak denen iltihaba seyirci