.
Dum spiro spero! [Yaşam varken, umut da vardır!] … Eğer gök cisimlerinden biri olsaydım, bu sefil toz ve toprak yığınına tam bir …
İnsanlık tarihinde toplumların kimliklerini ve geleceklerini belirleyen temel unsurlar egemenlik ve özgürlük mücadeleleri ile şekillenmiştir. Yakın dönemde bu durumun en çarpıcı örneği, …
Gerilla Açık Erişim Manifestosu
Bilgi güçtür. Fakat her zaman olduğu gibi bu gücü kendine saklamak isteyenler var. Yüzyıllarca dünyanın her yanında, kitaplar ve dergilerde yayınlanmış bütün …
Günümüzde Karl Marx’ın burjuva ve işçi arasında yaptığı sınıfsal ayrımın bulanıklaştığını savunan birçok düşünce bulunmaktadır. Bu görüşler, özellikle post-endüstriyel toplumların, bilgi ekonomisinin …
Çok yüksek, alabildiğine sarp ve o güne değin çıkılmamış bir dağa çıkmak isteyen bir insanı varsayalım. Bu insanın duyulmamış güçlüklerden ve tehlikelerden …
Yedi kapılı Teb şehrini kuran kim?Kitaplar yalnız kralların adını yazar.Yoksa kayaları taşıyan krallar mı?Bir de Babil varmış boyuna yıkılan,kim yapmış Babil’i her …
“Revuelta (isyan) kelimesi İspanyolcada sıklıkla kullanılmaz. Çoğu kişi revolución (devrim) ve rebelión (başkaldırı) kelimelerini tercih eder. İlk bakışta, tersinin daha doğal olduğu …
Adorno’nun 6 Ağustos 1969’da kalp krizi geçirerek ölmesinin ardından Herbert Marcuse’nin Frankfurt radyosuna, Michaela Seiffe’ye verdiği röportaj… Adorno’yu ölüm yıl dönümünde anmak …
Kalkınma, ilk bakışta iyi olana yönelik bir süreç olarak düşünülebilir. Genel olarak ise kalkınma, olumlu bir değişimi, kötüden iyiye doğru bir ilerleme olarak alaşılır. Gustavo Esteva, kalkınmayı “bir nesnenin veya organizmanın doğal, eksiksiz ve tam teşekküllü formuna ulaşana kadar serbest bırakıldığı süreç” olarak tanımlar. İnsanın potansiyelini gerçekleştirme eğilimi göz önüne alındığında, kalkınmanın evrensel bir amaç olduğu söylenebilir. Ancak kalkınma kavramı, evrim, olgunlaşma ve ilerleme gibi terimlerle birlikte karmaşık bir anlam ağı oluşturur. Bu nedenle, kullanıldığı bağlama göre farklı çağrışımlar yaratabilir ve bazen istenmeyen anlamlarla yüklü hale gelebilir.
Tarih, çoğu zaman bize bir çizgi gibi sunulur: geçmişten bugüne, bugünden geleceğe uzanan düz bir hat. Bu çizgide ilerleme, gelişme ve medeniyetin yükselişi anlatılır. Ancak Walter Benjamin, bu çizgisel tarih anlayışına karşı çıkar. Ona göre tarih, egemenlerin yazdığı bir zafer hikâyesi değil; bastırılmışların, unutulmuşların ve kaybedenlerin sesini duyurması gereken bir alandır. Benjamin’in tarih anlayışı, özellikle “kaplan sıçrayışı” metaforuyla, bu çizgisel ilerleme fikrini radikal biçimde sorgular.
The Republic of Silence (Jean-Paul Sartre, September 1944)
We were never more free than during the German occupation. We had lost all our rights, beginning with the right to talk. …