Sinsi Çığlık
Gözlerini benden kaçıran nesneler var. Yasaklı yarım ve yanmış bazı sesler. Kesip biçilen yönler, pastel şiirler, şartlı taburcular ve aynı yastıkta yaşamayı geveleyenler var. Tükettim
Gözlerini benden kaçıran nesneler var. Yasaklı yarım ve yanmış bazı sesler. Kesip biçilen yönler, pastel şiirler, şartlı taburcular ve aynı yastıkta yaşamayı geveleyenler var. Tükettim

Bu duyuru, Academic’N Roll’un yeraltından çıkarak dışarıya açık ilk çağrısıdır. Bu, “uzun ve dolambaçlı bir yolun,” entelektüel bir göçebeliğin ve coğrafi bir sapmanın hikayesidir. Yıllarca

1. Şehrin Nabzına Karışan İlk Adım Adımını asfalta bıraktığın o ilk saniye vardır ya, şehir seni henüz tanımaz; sen de onu tanımazsın ama aranızda görünmez

Artık gün güneşle değil, bir parıltıyla başlıyor. Pencereden sızan loş ışığa gözlerim henüz alışmadan, elim çoktan buluyor onu: başucumda bekleyen, cam ve metalden yapılmış küçük

Sabah telefon çalıyor; arayan “Bilinmeyen Numara” değil, ekranın ortasında tek kelime: “Şehir.” Açıyorum. “Bugün biraz geç kal,” diyor, “sana gösterecek bir sesim var.” Pencereyi aralıyorum;

Çantam hafif, ceplerimde üç şey var: bilet artıklarına yapışmış bir isim, istasyon anonslarından arta kalan bir cümle, bir de kırık pusula. Haritaya bakmıyorum; rayların arasında

gömleğimi sarhoş bir şair gibi çıkarıp okuma gözlüğümü takıyorum, sonra masaya oturup kime söylesem üzüleceği şeyleri düşünmeye başlıyorum, gözlerimi diktiğim yeri görmeden dakikalarca pencereden dışarıyı

Gün, ağır ağır kabuğunu soyarken şehir başka bir tene bürünüyor. Gündüzün tutturduğu düzenli ritim gevşiyor, çizelgeler, toplantı notları, post-itlerde sıkışıp kalmış vaatler bir çekmeceye itilip

kıpkırmızı bir piyano düşüyor göğsüme, kağıtlardan, ağıtlardan ve ağızlardan çaldığım replikler var, bembeyaz bir ay ışığının tenini önerdiği dalgınlık, çiçek isimlerinden ve alınmış dikişlerden geliyorum,

seni bana dönüştürüyorum, buzun suya olan düşmanlığı kadar bir öfkeyle ve teslim alınıyorum yavaş yavaş odanın ortasında, karanlıkta oturmuş, buzun suya dönüşmesi gibi dönüşüyorum sana,

Terk edilmiş bir benzinliğe vardım. Haritada görünmeyen, yolu gösteren tabelaların bile yıllar önce söküldüğü bir yerde. Yolun kıyısında solmuş boyalar, paslı pompalar, içi kırık bir

rica ediyorum kanserojen hüzünlerden bahsetmeyelim, altgeçitlerden ve üstgeçitlerden de öyle, esaslı okşandığımız anlardan konuşalım, kıvamı yoğun, esansı bayıltıcı ve uğruna tükendiğimiz şehvetlerden konuşalım, daha ötesi