look around the world is turning to reddish brown crush them those pills of all social order crush them those doctrines of …
I Ölünesi ruhların ölümsüzlük savaşında kalmış bir çaresizve çaresiz bir damla suya -belki bir içkiye suskunca bakıyorGözünü kestirdiği her nokta biraz daha …
Gün, ağır ağır kabuğunu soyarken şehir başka bir tene bürünüyor. Gündüzün tutturduğu düzenli ritim gevşiyor, çizelgeler, toplantı notları, post-itlerde sıkışıp kalmış vaatler …
Yağmurun çığlıkları benimle birlikte ve ben, serin bir ahşap evdeyim. Hırslı hırslı akıyor damlalar çünkü hayatın yorgunluğunu ve benliğin ikilemlerini taşıyorlar durmaksızın. …
Meydanlarına hiç uğramadığım şehirlerin sahtekârı benim. Kabul edelim, övünülecek bir şey yok ben tekinsiz sokakların beyefendisiyim, paltomun dar cepleri cepleri geniş paltolu …
Gabriel Garcia Marquez’in Başkan Babamızın Sonbaharı, otoriterizmin paslı özüne yapılan sarsıcı bir yolculuk. Bir romanın ötesinde, bir diktatörün soluk alıp veren yalnızlığının, …
“Revuelta (isyan) kelimesi İspanyolcada sıklıkla kullanılmaz. Çoğu kişi revolución (devrim) ve rebelión (başkaldırı) kelimelerini tercih eder. İlk bakışta, tersinin daha doğal olduğu …
Özlemle açtım gözlerimi. Uykuyla uyanıklığın arasında tanımsızdım. Özlediğim bir hissi kucaklamak içindi yalnızca, uyanmak. İnsanın içinde bulunan serzenişlerden biriydi. Çekip gitme isteğiydi …
O bankta ne kadar süredir oturduğumu kestiremiyordum. O banka nasıl geldiğim, hangi şehirde olduğum, hangi değersiz günü yaşadığım ya da saatin kaç …
Şiir için Zamandan çok önce varolmuş hiçliğin engin uçurumları için Tüm yaşamın döngüselliği için Suya batırıyorum başımın tepesini Dönüşüm hayallerinin, değişen dünyaların …